Hakkari’nin dağlık alanlarından beslenen dere ve akarsular; içme suyu, tarım, hayvancılık ve yaban hayatı açısından ortak bir değerdir. Akarsu kıyısına bırakılan küçük bir atık, araçtan sızan yağ veya gelişigüzel dökülen temizlik suyu yalnız bulunduğu noktayı etkilemez; akış boyunca başka yerleşim ve canlılara ulaşabilir. Bu nedenle suyu korumak, yalnız kurumların değil kıyıyı kullanan herkesin günlük davranışlarıyla ilgilidir.

Temiz görünen su her zaman içilebilir değildir. Mikroorganizmalar, hayvan kaynaklı kirlenme veya üst kesimdeki faaliyetler gözle fark edilmeyebilir. Doğal kaynaktan su içmeden önce resmî güvenlik bilgisi ve uygun arıtma yöntemi aranmalıdır. Piknik veya yürüyüşte yeterli içme suyu taşımak, bilinmeyen kaynağa güvenmekten daha güvenlidir.

Akarsu çevresinde yapılmaması gerekenler

Çöp poşeti, plastik şişe, cam, ıslak mendil ve yiyecek artıkları kıyıda bırakılmamalıdır. “Organik” olarak görülen ekmek ve meyve artıkları da hayvanların beslenme düzenini değiştirebilir. Islak mendiller doğada kısa sürede kaybolmaz ve kanal sistemlerinde tıkanmaya yol açabilir. Geziye getirilen her malzeme geri taşınmalı; mümkünse tek kullanımlık ürün azaltılmalıdır.

Araç, halı veya ekipman dere içinde yıkanmamalıdır. Deterjanın üzerinde “doğal” yazması suya doğrudan dökülebileceği anlamına gelmez. Yağ, yakıt ve kimyasal ürünler kıyıda depolanmamalı; dökülme halinde suyla yıkayıp yaymak yerine güvenli biçimde emdirilerek ilgili kuruma haber verilmelidir. Kullanılmış motor yağı, toprağa veya gidere dökülmemelidir.

Hayvan gübresi ve tarımsal ilaçlar su kenarında gelişigüzel biriktirilmemelidir. Etiket talimatına aykırı doz ve zamanda uygulama, yağışla birlikte suya taşınma riskini artırır. Zirai uygulama öncesinde hava tahmini ve ürün talimatı kontrol edilmeli; yetkili ziraat uzmanından destek alınmalıdır. Boş ilaç ambalajı başka amaçla kullanılmamalı ve su kanalına atılmamalıdır.

Dere yatağına moloz, hafriyat veya bahçe atığı dökmek yalnız kirlilik oluşturmaz; suyun akışını daraltarak taşkın riskini de artırabilir. Köprü altları ve menfezler depo alanı değildir. Yetkisiz kum-çakıl alma, kıyı yapısını ve canlıların yaşam alanını bozabilir. Şüpheli faaliyet güvenli mesafeden kayıt altına alınarak ilgili kuruma bildirilmelidir; kişiyle tartışmaya girmek gerekmez.

Ev, tarla ve gezi sırasında alınabilecek önlemler

Evsel atık yağlar lavaboya dökülmemeli, yerel toplama imkânları araştırılmalıdır. Temizlik ürünleri ihtiyaçtan fazla kullanılmamalı ve ambalaj talimatına uyulmalıdır. Foseptik ve atık su sistemlerindeki sızıntılar gecikmeden giderilmelidir. Kötü koku, su renginde değişim veya balık ölümleri görülürse bölgeye yaklaşmadan tarih, saat ve genel konum not edilerek yetkili kurumlara bilgi verilmelidir.

Piknikte su kıyısından güvenli uzaklıkta mevcut alanlar kullanılmalı, ateş yakma kuralları takip edilmelidir. Kül, köz ve izmarit suya atılmamalıdır. Tuvalet ihtiyacı su kaynağından ve patikadan uzakta, alanın kurallarına uygun biçimde giderilmeli; hijyen ürünleri geri taşınmalıdır. Sabun veya şampuanla doğrudan dere içinde yıkanmak su canlılarına zarar verebilir.

Yaban hayvanları su içmeye geldiğinde yaklaşılmamalı, beslenmemeli ve fotoğraf için sıkıştırılmamalıdır. Köpekler alan kurallarına göre kontrol altında tutulmalıdır. Balıkçılık ve avcılık faaliyetlerinde güncel izin, dönem, tür ve yöntem sınırlamaları resmî kaynaklardan öğrenilmelidir. Başka bir kişinin yaptığı uygulama izinli olduğu anlamına gelmez.

Mahalle veya köy düzeyinde küçük temizlik çalışmaları yapılacaksa güvenlik planı oluşturulmalıdır. Kesici atık, tıbbi malzeme veya kimyasal kaplara çıplak elle dokunulmamalıdır. Çocuklar akıntıya yakın ve kaygan zeminde görevlendirilmemelidir. Toplanan atığın nereye teslim edileceği etkinlikten önce belediye veya ilgili kurumla kararlaştırılmalıdır.

Akarsuyu korumanın en etkili yolu kirliliği oluştuktan sonra toplamak değil, kaynağında önlemektir. Her ziyaretçi kendi atığını geri götürdüğünde, her işletme ve hane atık suyunu doğru yönettiğinde koruma görünür bir ortak alışkanlığa dönüşür.

Resmî kaynak: Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğünün biyolojik çeşitlilik ve korunan alan yaklaşımı esas alınmıştır.