Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 36'ncı NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında düzenlenen NATO Savunma Sanayi Forumunda yaptığı konuşmada, güçlü ve sürdürülebilir savunma sanayisinin hem ulusal güvenlik hem de NATO'nun caydırıcılığı açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Güler, Türkiye'nin yerli ve millî savunma sanayisinde son yıllarda önemli bir kapasiteye ulaştığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin de katıldığı forumun açılışında konuşan Güler, değişen küresel güvenlik ortamının ülkeleri daha güçlü savunma altyapıları oluşturmaya yönelttiğini ifade etti.
Savunma Sanayisi Caydırıcılığın Temel Unsurlarından Biri
Konuşmasında ülkelerin egemenliklerini ve millî çıkarlarını koruyabilmeleri için güçlü devlet yapısı, etkin diplomasi, caydırıcı askerî kapasite ve sürdürülebilir savunma sanayisi ekosistemine ihtiyaç duyduğunu belirten Güler, NATO'nun kolektif savunma anlayışının ve müttefikler arasındaki dayanışmanın her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi.
Üretim kapasitesi, mühimmat stokları, modernizasyon çalışmaları ve güçlü tedarik zincirlerinin caydırıcılığın temel unsurları arasında yer aldığını ifade eden Güler, Ukrayna'daki savaşın mühimmat üretim hızı, insansız sistemler, hava ve füze savunması ile elektronik harp teknolojilerinin önemini açık şekilde ortaya koyduğunu dile getirdi.
Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin de ulaştırma güvenliği ile tedarik zincirlerinin savunma planlamasının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösterdiğini belirtti.
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, 36’ncı NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin katılımıyla gerçekleştirilen NATO Savunma Sanayi Forumu’nun açılış töreninde şunları… pic.twitter.com/4Yk8YdJjke
— T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) July 7, 2026
KAAN Türkiye'yi Yeni Bir Lige Taşıdı
Türkiye'nin yerli ve millî savunma sanayisinde dikkat çeken bir seviyeye ulaştığını belirten Güler, kara, deniz ve hava platformlarından insansız sistemlere, elektronik harp ve hava savunma teknolojilerine kadar geniş bir alanda önemli kabiliyetler kazanıldığını söyledi.
Türkiye'nin tersanelerinde çok sayıda askerî geminin aynı anda inşa edildiğini ifade eden Güler, ülkenin yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, müttefiklerine de katkı sunabilecek üretim kapasitesine ulaştığını vurguladı. ALTAY ana muharebe tankının seri üretim sürecinin de kara sistemlerindeki teknolojik gelişimin önemli göstergelerinden biri olduğunu belirtti.
Milli Muharip Uçak KAAN programına da değinen Güler, "KAAN programı, Türkiye'nin yüksek teknolojiye dayalı muharip hava platformları geliştirme kapasitesinde yeni bir lige çıktığını göstermektedir." ifadelerini kullandı.
Güler ayrıca 155 milimetrelik mühimmat üretim kapasitesinin son yıllarda önemli ölçüde artırıldığını, ROKETSAN'ın yeni yatırımlarıyla füze ve mühimmat üretiminin büyütüldüğünü, ASELSAN ve HAVELSAN'ın radar, elektronik harp, haberleşme, komuta kontrol, yazılım ve yapay zekâ destekli sistemler alanındaki çalışmalarının savunma sanayisinin gelişimine önemli katkılar sunduğunu söyledi.
NATO'nun savunma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine çıkarılması hedefini de değerlendiren Güler, bunun ittifakın caydırıcılığını artıracak önemli bir adım olduğunu ifade etti.
Savaşlarda başarının yalnızca mevcut stoklarla değil; hızlı üretim, hızlı öğrenme ve değişen şartlara hızlı uyum sağlama kapasitesiyle mümkün olduğunu vurgulayan Güler, "Kriz ortaya çıktıktan sonra üretim hattı kurmak, tedarik zinciri oluşturmak veya ortak standart geliştirmek çok geç olabilir. Hazırlık bugünden yapılmalıdır." dedi.
Konuşmasının sonunda "Taahhütleri kabiliyete dönüştürelim, kaynakları üretime dönüştürelim, sanayi gücümüzü caydırıcılığa dönüştürelim." çağrısında bulunan Güler, forum kapsamında gerçekleştirilecek temasların ortak projelere ve somut savunma kabiliyetlerine dönüşmesini temenni etti.
